eyyy lohusa...

Lohusa farkındalık haftasıymış. 
Düşündüm, lohusalığı "lohusa farkındalık haftasına" denk gelenler acaba farkındalar mı diye?
Sonra kendi lohusalık dönemimin de aslında bu zamanlara denk geldiğini düşündüm ve ben böyle bir hafta olduğunu bilmiyordum. Zira kendi lohusalığımla meşguldüm.
Çok zor bir süreç bence. 
ve lohusalık öyle ilk 40gün falan değil bence çünkü sürekli isim ve biçim değiştiren bir kavram. Lohusalık anne olduğun ilk gün ya da hamileyken başlar ve kendi sonsuzluğumuza kadar devam eder.
Lohusalık ile ilgili ne yazsam dedim. Kendi lohusa anılarımı düşündüm. 
Salondaki 3lü koltuğa yapışmış halimi, kızımı koltuğun ucunda yatarken, köpeğim yerde uyurken ki görüntümüz geldi aklıma. Ben sürekli ya kitap okurdum ya belgesel izlerdim hemde ezberleme boyutunda. O kadar izlerdim ki bir belgeselde kullanılan bir görüntünün aslında hangi belgeselden alındığına kadar hakimdim olaya. Kolumu kaldıracak dermanım, enerjim, isteğim yoktu o dönemlerde. Ve aşırı bir salaklık hakimdi bünyeme.
Sonra işte bu salak lohusa anılarım geldi aklıma. Bir soda şişesi kaybetme olayım var ki bence benim zirvemdi. Olay şöyle -yaşandığında bence ağlatırdı ama şimdi etkisi nasıl olur bilemem.- Soda içmeye karar verdim. Buzdolabından çıkardım, dedim bu soğuk, ısınsın biraz sonra içeyim. Net hatırladığım olay bu. Sonra içmeye karar verdim ve bıraktım. Ama sonra meğersem ben o girdaba girmişim ve neler yapmışım. Girdaptan çıktığımda ki ben girdabın farkında değilim, üzerine düşününce heeee dedim. Neyse çıktığımda dedim ki ben soda içecektim unutmuşum dur içeyim. Soğuk diye bıraktım ya sodayı mutfakta, tezgaha bakıyorum soda yok, eminim çıkarttım. Ama bakıyorum yok. Ellam dedim o anda kız ağladı, elimde onun odasına gittimse demek orada unuttum. Baktım orada da yok. Dedim geri koydum dolaba o zaman, dolaba bakıyorum yok. Bismillah Allah demeye başlıyorum. Ahanda gelir gelir dediler, lohusasın yalnız kalma dediler. Buyrun geldiler, mutlu musunuz  diye aldı beni bir korku. Dedim saçmalama sen akıllı bir kızsın, yatak odası banyo salon dolanıyorum soda yok. Sonra mutfak kapısında dikilip şöyle etrafa bir baksam. Bizim kapının yanında kalorifer, kalorifere de takılı çöp poşeti var. Ben bu soğuk sonra açarım dediğim sodayı o anda, yani tahmin ediyorum ki o anda açmışım, kapağını çöpe atıp, sodayı kalorifere bırakıp yürümüşüm. Üzerinden tam 2 yıl geçti hala düşünüyorum ama yok o arası sodanın kalorifere intikali olayı yok bende. Bence o anda geldiler ya...neyse ben akıllı bir kızım, yok öyle birşey. 
Misal bazı anlar o kadar bunalıyordum ki, kız ayakta kucağımdayken "anne diyordum açıversem kollarımı, çok bunaldım" Annem hemen saçmala yavrum, yavrun o senin düşün ne kadar üzüleceğini diye telkinde bulunuyordu.
kızım 15 günlükken banyoda su mu köpük mü tükürük mü birşey yuttu. Ve bence ben o gün anne oldum, Onu yetiştirirken hastaneye ben o yolda anne oldum. Gidiyor çocuğum diye feryat ediyordum ya taksinin arka koltuğunda işte o koltukta anne oldum ben. ve o korku beni hiç bırakmadı, ömür billah da bırakmayacak biliyorum. Ömrüm kızımın nefesine bakıp geçecek her yemekte her banyoda.
Bir başka olayım sabahın körü 5i ya da 6sı, emzirirken sayıkladım mesela, Ankarada canım arkadaşımdaydık, emzirdiğimden eminim, o anda uyuduğumdan da eminim ve kendi sesime uyandım. 
Çocuğu emzirip yatağa koyuyorsun ama o kadar uykulusun ki hatırlamıyorsun çocuğu yatırdığını, tekrar ağladığında kucağına bakıyorsun, Çünkü en son emziriyordun, kucağında bulamadığın o salise var ya bence korku-annelik ve lohusalık o salisede.
Bilmem daha kaç tane şapşal hikayeler.
Misal yine geriye dönüp eve geldiğimiz ilk günleri düşündüğümde herşey kapkara geliyor. Sanki ev kapkaraydı, hep geceydi, hep tıklım tıklımdı, hep kirliydi, hep mutsuzluktu, hep kötüydü. Sonraları düşünüyorum yoo, dünyanın en mutlusuyduk, hep sevdiklerimiz yanımızdaydı, herkes gülüyordu ama o anlar aklıma geldiğinde hep bir karanlık çöküyor sanki üzerime.
Lohusalık bence belki bizim anneannelerimizden-bilinçaltımızdan kaynaklı hep korku hep üzüntü hep karanlık içeriyor.
*Lohusalık korkmaktır gibi geliyor bana. Annelikten korkmaktır. Çocuğuna bir şey olmasından, kendine-kocana-annene-kardeşine-diğer çocuklara-dünyaya birşey olmasından korkmaktır. Sütünün yetmemesinden-akşam yemek olmamasından-misafir gelmesinden-uyuyamamaktan-uyanamamaktan-hasta olmaktan-açlıktan-sefaletten-kazadan-beladan korkmaktır. Sanki tüm kötülükler gelip seni bulacakmış gibi korkmaktır.
*Üzülmektir sonra lohusalık. Sana-çocuğuna-kocana-annene-kardeşine-diğer çocuklara-dünyaya sonu kötü biten korku dolu senaryolar yazıp ya olursa diye üzülmektir. Banyo yapamadığından-kahvaltı edemediğinden-pislikten-köpeğinle ilgilenememekten-sıcakların aşırı olmasından-karnının aç olup doyuramamaktan-o yapıştığın koltuktan kalkamamaktan-üstündekileri değiştiremediğinden-telefonun çekmemesinden-kitabın bitmesinden-sana birinin şefkatle yaklaşmasından-anlamsız akıl vermelerinden-işe dönecek olmandan dolayı sürekli ama sürekli üzülmektir.
*Ağlamaktır. Bu kadar korku ve üzüntüyle başa çıkabilmenin tek yolu ağlamaktır. ota-boka-süte-kediye-kuşa-anneye-çocuğun gazına-bezine ama herşeye ağlamaktır.
*Sonra bence çirkinliktir. Ay ne giydiğin olur ne yaptığın. Zaten kafanda kalmıştır iki tel saçın, ona da bişi olmasın diye kellerimi nasıl kapatayım diye bir o yana bir bu yana yatırır iyice bi b.ka benzemezsin. Çocuğunla fotoğraf çekinsen bir çekinmesen bir. 
*Lohusalık bence bir de kendi lohusalığı düşündüğünde dalıp gitmendir. 
Düşünsene ömrü hayatında kaç defa lohusa olabilir ki bir insan? Olmak isteyip hemen olabileceğin bir şey değil. Tatil değil ay çok sevdim hadi bidaha gidelim diyeceğin, yemek değil çok sevdim bir daha yiyelim diyebileceğin. 1-2 hadi olsun 3-4. ki bence 2. çocuk dahil annelerin lohusa olmaya bile imkan ve ihtimalleri yoktur. Biz tek çocukta bu kadar serpildiysek, ikinci çocuğu düşünen ve sahip olan ve ikinin üzerine çıkan anne ve babaların ama en çok annelerin önünde saygıyla eğiliyorum.
Allah herkese hayırlı lohusalıklar nasip etsin
selametle.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

aynı bokun laciverti...

Romantizmin doruklarında...

İstanbul dedin mi bi duracan...

Instagram