Yazık lan bize...


Çocuğu 2 yaşında olup da '2 yaş sendromu' hakkında konuşmayanı, yazmayanı dövüyolarmış
iş bu sebepten bende oturdum klavyenin başına.
ve başlıyoruz;

anaaammm! anaam! anamm!
anaam biz bittik biz öldük!
Allahım ne zaman bitecek bu çile diyoruz resmen karı-koca
Biz nerede hata yaptık, neden böyle oldu. Allahım 5 dakika önce oyun oynayan ya da anne-baba diye sırnaşan kız çocuu bu çocuk mu diyoruz. 

Anaam biz bittik, biz öldük!
Burada yazıklarımı okuyan olmaz yahu, beni kim okuyacak düşüncesiyle yazdığım için; yazdıklarımdan ben değil, okuduklarınızdan siz mesulsünüz. Bu sebepten birazdan yazacağım cümleler bence naif bir 2yaş annesi cümlesi olarak mantık süzgecinden geçirilebilir. Ben, bizzat ben şahsi olarak kendim haberlerde çıkan 'Anne, üvey kızını dövdü' haberlerini sakinlikle karşılamaya çalışıyorum. Mutlaka tüylerim diken diken oluyor. Kafasını klozete sokmak istiyorum asla tasvip etmiyorum, en ama en kötü cezaya çarptırılsınlar, sürüm sürüm sürünsünler ama 2yaş sendromu annesi bezmişliğiyle şöyle bir düşünüyorum da, insan anne iken dişlerini nasıl sıkıyor, hem kendine hem de yavrucuğuna zarar vermemek için nasıl başka odalara kaçıp gidiyorsa kanından canından olmayan birine sabırsız davrananları anlamaya çalışıyorum. Tabi ki bu küçücük masum bir yavruya acı çektireni haklı çıkarmaz ama bu 2yaş çilesi nedir yahu?
Ne zaman bitecektir.
Bence her anne ve baba bu konuyla ilgili kitap yazabilir. Aklımda bir kaç kitap ismi bile var;
'Allahım acı bize'
'Yaşadıklarım yaşayacaklarımın garantisi midir?'
'Bu çocuk benim mi?' cilt 1, 'Bu çocuğu ben mi yaptım' cilt 2
'Neden çocuk yaptım'
'Kimin Ah'ını çekiyorum'
gibi gibi türetilebilir.

Önceden AVMlerde orada burada ağlayan çocukları gördüğümde ki özellikle kocam şehirlerarası seyahatte uçak olsun tren olsun otobüs olsun biner binmez çocuk sayısına bakar ve yolculuk hakkında çıkarım da bulunurdu : 'çok çocuk var, sıçtık!' gibi. Ağlayan çocuklar oldu mu ve anne çocuğa hiç bakmadığında o anneyi nasıl aşağılardım, o küçük, o aptal, o yaşayacaklarından habersiz zavallı beynimle var ya, 'İnsan çocuğuyla ilgilenir, susturur, şuna bak çocuğa şştt bile demiyor' derdim -içimden-.
Şimdi daha işten geleli 1 saat olmuşken Allahım diyorum acı bize, nolur acı. 

Affedin beni içimden çemkirdiğim anneler...

Bazen kocamla birbirimize anlamsız, manasız, boş bakarken yakalıyoruz kendimizi, çocuk orada yırtıyor kendini, nasıl gereksiz birşey için. Muhtemelen neden ağladığını unuttu, 'ööööööööö, aaaaaaa, üüüüüüüü' gibi anlamsız sesler çıkarıyor. Biz artık kelimelerin tükendiği o nokta da ööööylece bakışıyoruz.
- Kızım ne istiyorsun,
- 'onuuuuuu'
- O ne kızım
-'hüüüüüüüüüüü,ööööööööööö' ağlamakla karışık hönkürmeye devam...

Hayır zaten konuşmaya yeni başlıyorsun, ne dediğini şifre çözer nitelikte tane tane anlamaya çalışıyoruz. 'Fil'e huj' diyen, 'Kocaman'a kobüş' diyen birinden bahsediyoruz. Bir de ağlayarak dert anlatmaya çalışmak, karşılığında bizim anlayamamamız. Anlamadığımız için bizim, anlatamadığı için onun sinirlenmesi. İşin inada binmesi, bağrışmalar, rest çekmeler, ağlarken kusması korkusu, Allahım buhranlara gel ;(

çok zor...

ya da bilemiyorum bazen şunu da düşünmüyor değilim. Acaba biz çocuk yetiştirmeyi bilemedik beceremedik mi de çocuklar çığrından çıkıyor? Hatamızı bastırmak için birkaç paralı pedagog tutmuşuz, sendrom yalanını mı sallıyoruz dünya çapında diye. Çünkü annelerimiz diyor ki biz sendrom falan bilmezdik, kudurdu bu yine derdik. Bu kadar paniklemezdik. Demek ki biz bilemedik, yapamadık. Olmadı son jenerasyon. Acemiliğimize geldi, yeniden mi yapsak:

Dünyaya bir uğultu hakim olur: HHAAAAYIIIIRRRRR ;))


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

aynı bokun laciverti...

Romantizmin doruklarında...

İstanbul dedin mi bi duracan...

Instagram