Kayıtlar

Tepkisizlik

Geçen haftafabrikamız aracılığıyla bir sempozyuma katıldık.
Genel anlamda güzel bir sempozyumdu ancak son panelin konuşmacıları Ertuğrul Özkök ve Ahmet Güneştekin diye bir sanatçı.
Özkök'ün nasıl bir karakteri olduğu, rüzgar nereden eserse oraya döndüğü herkesin malumu. Diğer kişiyi ise hiç tanımıyorduk. Tüm Amerika tanıyormuş ama biz tanımıyoruz. Ayıp bizim kendi sanatçımızı mı tanımıyoruz yoksa ayıp Onun bize değil daha çok onlara mı tanıtmak istedi kendilerini bilemiyorum.
Panelde misal Ertuğrul Özkök dedi ki: "Düşünebiliyor musunuz, ilk klimalı arabaya ben 1971 yılında bindim." biz grup olarak 78-84 aralığındaydık. O yılları bilemiyoruz ama şundan eminiz ki 1971 yılında değil klimalı araba, arabayı geç tv bile lüksken beyefendi klimalı arabayla ne kadar geç tanıştığını şaşırarak ve şaşırmamızı bekleyerek anlatıyor. Onun için yaşam kalitesi demek etrafında kadınlar olması hatta etrafında birçok güzel kadın olmasıymış.
daha sonra sözü sanatçımız aldı. Hikayesini anlattı ya…

biz gideriz tersine...

kızımız 3 yaşında.
8-9 aylıktan itibaren kesinlikle biz doyurmadık, önce elleriyle, büyüdü kaşık çatal Allah ne verdiyse döke saça kendi yedi. Allahım mükemmel bir iş başardık ve mükemmel bir çocuk yetiştirdik.
5 aylıktan itibaren kendi odasında kendi yatağında uyuyor.du...Harikulade anne ve babayız. Kendimizle gurur duyuyoruz.
yaş oldu 3, biz doyuruyoruz-beraber uyuyoruz.
nasıl oldu nasıl bu hale geldik anlamadım.
ama çıldırma seviyesindeyim çünkü bu benim çocuğum değil. Bişi oldu. Parkta markta karıştı bu çocuk...
2 yaş sendromu eyvallah başımız üstüne ama bitti yani yaş 3 oldu, 2 bitti.
bitmiş olması lazım.
bunun 3. yaşında da mı vardı bu sendrom nağmeleri.
olduya-olmadıya, geldiye-gittiye, ota-boka, suya-sabuna ağlayan, vızırdayan, kendini oralardan buralara atan, değişik ilginç pedogojik açıdan incelenmesi gerekli bir çocuk olduk çıktık.
Allahım dedim biz de mi böyleydik, biz böyleysek neden benden 2 tane daha yaptılar. Belli ki değilmişiz ki yapmışlar yani...
kendi yatağında çok sıkılıyorm…

Annem...

Çocuğuma annem bakıyor. Bunun için ne kadar şükretsem, ne kadar mutlu olsam az...
Hakkını ödeyemem...
Kızım elin elinde değil, aklım kalmıyor...
Ama herşey torunuyla bitmiyor.
Kızı da var...
Çalışan bir insan olmak her zaman yardıma muhtaç olmak demektir.
Annem kızıma bakmaya başlamadan önce, hayallerimi süslerdi, hazır sofraya gelmek falan...ya da en azından toplanmış bir eve gelmek. sonra hayallerim bari tezgahın üstünde bulaşık olmasına kadar evrildi.
Kızım bebekken anne sen iş yapma sadece kızımıza bak yeterli dedik.
Zaten yoruluyorsun, bebek bakımı zorlar, bir de ev işi yapma dedik.
dedik de be anacım kız 3 yaşında oldu.
tabakları bari makineye at yani...
kakalı külota bari bir su tut yani...
Kızım 5-6 ay kakasını külotuna yaptı. Annem onlara su bile tutmadı...
Hani değil kızı olduğum için, el olsan kadınlığın kuralıdır bu ya da ne bileyim bir erkek de yapar belki bu kaka kurumadan suyla temizlenmeli işini.
işten yorgun argın gelip kakalı külotları görünce, hüngür hüngür ağlayasım geliyordu.
bu…

neden hep kaç ekmek gerekli sorusunun cevabını ben biliyorum?

Bir dizide miydi, yarışma programında mıydı tam anımsamıyorum.
Şöyle bir soru: eşinizle evli olmak nasıl bir duygu?
Sevgili kocacım hemen yapıştırdı cevabı: RAHAT.
Çünkü ben hiçbir şey düşünmüyorum, karım hallediyor her şeyi.
Başta hoşuma gitti.
Ne güzel dedim. 
Gurur duydum kendimle...
ama sonra...
sonra düşündüm
Evet ya dedim herşeyi ben hallediyorum.
Herşeyi ben düşünüyorum.
Bu dolaptaki kıymadan tutun, tatile gidilecek yere, para biriktirmekten, kızımın doğumgününe, kocamın donuna kadar.
Neden ben düşünüyorum?
Neden kocam gelip:
"hayatım, etimiz kıymamız bitti mi, kasaba gitmemiz gerekli mi?" diye sormuyor da,
ben "canım, kıyma bitti kasaba gitmek gerek" diyorum.
Misafir gelecek yemeğe.
Neden eşim: " ne yapacaksın yemeğe" diye sormuyor da,
Ben "çiftlik kebabı yapıcam bezelye kalmamış" diyorum.
NEDEN HEP KAÇ EKMEK GEREKLİ SORUSUNUN CEVABINI BEN BİLİYORUM?
Bu tüm evlerde böyle mi bilemiyorum.
Annemle babamın evinde değildi.
Babam sorardı dahası sormadan alır gelird…

kreş mi:kaç! kaç! kaç!

İlk kreş görüşmemizi dün yapmış bulunmaktayız.
Evimizin yakınlarında bu seneki fiyatını bildiğimiz olması muhtemel fiyatı da tahmin edip bu bizim için uygundur dediğimiz kreşti.
Kreşte açık alan çok geniş ve aktif kullanımı mevcut. Bitki ekip biçtikleri bahçesi ve hayvan kümesleri mevcut. Takip ettiğim okulun anaokulu. İzleyip takip ettiğim kadarıyla da beğeniyordum. Neyse efendim gittik görüştük. kreş bulmak çok zor, aman kreş zor ayarladık falan laflarına içimden pıstpsıt gülüyordum her daim.
Zira biz gidicez düşündüğümüz kreşe. Efendim bizlerde sizi bekliyorduk diyecekler. Anca teşrif ettik falan bir iki kibar söz tıkırt imza atıcaz belgeler cart curt tamam kayıt olacaktı. Hayal bu.
Hayat:
aylık taksidimiz 1400lera efendim. Ben kafamdan kuruyorum amk tek hoca iki sınıfa tek yardımcı benden 1400alacak. 15çocuk var. ayda 21bin yapar. Elektrik-su ne gelecek. Çocuk iki öğün ne yiyecek ki 21binin yarısını yesin. Hesap kitap kafamda.
Arkadaşım 1600lera asgari ücretin olduğu bir ülkede sikik bi…

kıj çen büyüdün mü, abla mı oldun ;)

33 Yaşındayım, 3 yaşında kız çocuk annesiyim.
Kadın olduğumu yeni farkediyorum.
Şöyle ki,
evet mutlaka ki süsümüz püsümüz vardı ama sanki kızım büyüdükten sonra yani evde sürekli bir kız gözüyle didiklenmeye başladıktan sonra daha bir kadın olmaya daha bir kadınlığımı farketmeye başladım.
Elbise denediğimde "hiiiii, Anneciiiim çok güzel olmuşsun" lafını duyduktan sonra ya da dışarı çıkıcaz makyaj yapıyorum "Anneeee çok yakışmış" sözlerini işittikten sonra nasıl havaya giriyorum, nasıl yükseliyorum anlatamam. Daha çok daha güzel daha bakımlı olmaya çalışıyorum.
Neticede bir kadın yetiştiriyorum.
Bizim annelerimiz gerek devir gerek maddiyat bize kadınlığı hep ev işlerinde gösterdiler bence. Evet babamın eve geleceği saat bir hareketlilik olurdu annemde. Bir saç baş değişirdi, makyaj yapardı ama ne bileyim olması gerektiği gibi değildi. babama yapıyordu netice de kendine değil.
Kızım oje sürmemi istiyor kendisine, özeniyorum "Dur annecim bende süreyim" diyorum hooo…

haketmişsindir kimbilir???

kasım ayı sonu aralık ayı başıydı sanırım...
Çalıştığım fabrikada tehdit edildim.
Kadınım...
hiçbir şey yapılmadı...
ben bir KA-DI-NIM...
büyük düşünmeye gerek yok.
Türkiye'de 2017 yılında yanlış değilsem 409 kadın cinayeti işlendi.
Hergün mutlaka okuyoruz kadına şiddeti, kadına tecavüzü, kadın istismarını...
Nerede bu devlet, nerede insanlık diyoruz...
Koskoca ülkeye soruyoruz bu soruyu?
önüne nasıl geçilmez diyoruz...
İnsan olduğumuzu anlatmak için isyanlar, eylemler, dilekçeler birbirini kovalıyor.
250 kişilik bir fabrikada koruyamadığımız kadınları 80milyonluk ülkede korumaya kalkışıyoruz...
6 kadının en çok çalışanlarla muhatab olan kadınıyım.
Mühendisim...
Şefim...
çalışanı uyarmak iş gereği hakaret olmadığı sürece vazifem..
Vazifemi yerine getirdim sonrasında odama ahıra girsen çüşş dersin, langır lungur girilmek suretiyle alani bir şekilde tehdit edildim.
ben kadın olduğum için dişinin kavuğunda kalıcam sanırım benimle yetinmedi kocamla halledeceğini söyledi.
Müdürüme patronuma aynı gün içer…

Instagram